Posts tagged nedir
Domuz gribi-1000 kurban
30.Kas.2009
| Domuz gribi can almaya devam ediyor… |
| Dünya Sağlık Örgütü, dünya genelinde H1N1 virüsü nedeniyle bir haftada binden fazla kişinin daha öldüğünü bildirdi.
DSÖ, bir haftada dünyada virüsten ölenlerin sayısının yüzde 16 arttığını ve virüsün 7826 kişinin yaşamını yitirmesine yol açtığını açıkladı. Avrupa’da virüs nedeniyle ölenlerin sayısının bir haftada yüzde 85 artarak 650′ye çıktığını belirten örgüt, Amerika kıtasındaki ülkelerin salgından en fazla etkilenenler olmaya devam ettiğini, bir haftada 554 kişinin ölümüyle virüsün bölgede 5360 can aldığını vurguladı. DSÖ, Amerika kıtasını, ölenlerin sayısının yüzde 59 arttığı ve 1382 kişinin virüs nedeniyle yaşamını yitirdiği Asya-Pasifik bölgesinin izlediğini duyurdu. Örgüt son olarak virüsten 206 ülke ve bölgede yaklaşık 6750 kişinin öldüğünü açıklamıştı. |
Domuz gribine karşı koruyan çay
30.Kas.2009
Uzmanlar uyarıyor.. En iyi korunma iyi beslenmeden geçiyor..
H1N1 virüsüne karşı tek önlem aşı değil; uzmanlar zararlı mikroorganizmalara karşı en iyi korunmanın bağışıklık sistemini güçlendirmekten geçtiğini söylüyor.
Sağlıklı beslenen birinin tedaviye ihtiyacı olmadığını belirten Dr. Ender Saraç, iş ve okul hayatında arka plana attığımız beslenmenin sağlıklı bir yaşamın habercisi olduğunu vurguluyor. Saraç, domuz gribinin doğal aşısının iyi ve bilinçili beslenme olduğunu belirtiyor. İşte Saraç’a göre mutlaka yememiz gereken yiyecekler…
Mikroorganizmaların çoğalmasını sağlayacak bir beslenme tarzından uzak durmalıyız. Kanda şekeri ve yağı yükselten bir beslenme tarzı mikroorganizmaları artırdığı için enfeksiyon kapmayı kolaylaştırıyor. Şeker ve un oranı yüksek yiyecekler yememeye özen göstermeliyiz. Mayonez, beyaz ekmek, aşırı beyaz şeker tüketimi bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Bu nedenle çok yağlı yiyeceklerden uzak durmamız, virüslerin de bize yaklaşmasını önleyecek.
Vücut direncisini arttıran yiyecekler
Yeterli miktarda protein almak şart. Tavuk etinin beyaz kısmı, balık, yumurta, kırmızı et, yoğurt, peynir, süt gibi gıdalar olmalı. Ayrıca bitkisel protein kaynaklarını artırmak için yeşil mercimek, nohut, soya fasulyesi, kuru börülce, bezelye gibi gıdaları sık sık tüketmeli. Tabii bir de vücut direncini artırmanın, hastalıkları atlatmanın yegâne çaresi olarak bilinen C vitamini var. Limon, greyfurt, mandalina C vitamininin en yoğun olduğu meyvelerden. Bunun yanında taze sivribiber, kivi, maydanoz, kuşburnu, nar, domates, kuzukulağı otu özellikle şu zamanlarda bolca yemeniz gereken meyve ve sebzeler arasında. Protein ve C vitamininin ötesinde bağışıklık sisteminin iyi çalışmasını sağlayan bir başka mineral ise “çinko”. Yeterli çinko enfeksiyonlara karşı direnci artırır.
Domuz gribi aşısının doğal alternatifleri
Bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirici bu bitkiler, vücudumuzu virüslere karşı savunmanın yanında hastalıkları da tedavi ediyor.
Umca: Tamamen doğal özellik taşıyan bir karışım. İçinde sardunda köklerinden çıkarılan bir öz var. Bu bitki, Güney Afrika kökenli. Düzenli kullanıldığında enfeksiyonlara karşı direnci artırıyor. Soğuk algınlığında virüsleri yok ediyor. Hastalık başlamadan ya da belirtilerinin olduğu anda ‘umca’yı kullanmak, en hızlı tedavi yolları arasında gösteriliyor. Umca’yı meyve sularının ve sütün içine katabilirsiniz. Bu şekilde çocuklarınız da sever. Umcayı eczanelerden alabilirsiniz.
Ekinezya: Bu bitki virüsleri yok edici viral özelliğe sahiptir. Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Betaglucan: Genelde ekmek mayası mantarından elde edilen betaglucan preparatları yan etkisiz bir şekilde bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Hem korunmada hem de tedavide büyük bir destek sağlıyor.
Domuz gribine karşı özel bitki çayı
Malzemeler: Taze ve kuru kök zencefil, tane karanfil, hibiskus, kuşburnu, ekinezya ve ıhlamur.
Hazırlanışı: Bir bardak suya 2-3 adet parmak ucu kadar kök zencefil, 2 adet tane karanfil, küçük bir tutam hibiskus, yarım tatlı kaşığı kuşburnu, bir tutam ekinezya, 1 tutam ıhlamur ekleyin. Bu bitkileri 1-1,5 dakika kadar cezvede kaynatın, 3-4 dakika demleyin, sonra süzün ve içerisine bir kaşık bal koyup karıştırın. Hazırlanan çaydan günde 3 defa için.
Antibiyotik tehlikeli
30.Kas.2009
Gereksiz antibiyotik kullanımı domuzgribi riskini arttırdığı bildirildi!
Sakarya Üniversitesi Mediko Sosyal Merkezi Müdürü Göğüs Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Pınar Pazarlı, gereksiz antibiyotik kullanımının, başta domuz gribi olmak üzere diğer gripleri körüklediğini söyledi.
Pazarlı, yaptığı açıklamada, gereksiz antibiyotik kullanımının vücuttaki yararlı bakterileri öldürerek, vücut direncini azalttığını ve grip virüsünün kişiyi daha fazla etkilemesine sebep olduğunu kaydetti.
Halkın domuz gribi paniğiyle gereksiz ilaç ve antibiyotik tüketimine yöneldiğini, bunun çok yanlış olduğunu vurgulayan Pazarlı, “Kişi bu şekilde hastalanmamayım, ya da iyileşeyim derken daha çok hasta oluyor. Gereksiz antibiyotik kullanmak vücuttaki yararlı bakterileri öldürerek direnci düşürüyor. Bu şekilde virüsler daha kolay yayılma imkanı buluyor. Başta domuz gribi olmak üzere diğer grip virüsleri kişiyi daha çabuk etkilemeye başlıyor” diye konuştu.
Gribal enfeksiyonlarda aspirin kullanılmasının sakıncalı olacağını, bu durumun ‘Reye Sendromuna’ yol açabileceği uyarısında bulunan Pazarlı, bu sendromun karaciğerde yağ birikimi, beyin içi basınçta aşırı yükselmeye sebep olabileceği konusunda uyardı. Pazarlı, gribal enfeksiyonlarda doktor tavsiye etmeden hiçbir ilacın kullanılmamasının sağlık için büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Domuz gribinin yan etkileri
27.Kas.2009
Ciddi alerjik reaksiyon.
- Bir ya da birkaç sinirde ağrı, sinir iltihabı.
- Trombositopeni (Beyin ve sindirim sistemi dahil olmak üzere yaygın veya ciddi kanama).
- Nefrit (Böbreklerin çalışmasında görülen bir bozukluktan kaynaklanır ve idrara protein karışır).
- Vaskulit (Damarların lokal olarak tıkanmasına neden olarak ilgili organın fonksiyon kaybına yol açar).
- Konvülsiyon (Genellikle bilinç kaybı ve istemli kasların tümü ya da bazılarında şiddetli ritmik kasılmalarla karakterize ani bir atak).
- Ensefalit (Beyin iltihabı).
- Guillain-Barre Sendromu (Çevresel sinir sisteminin edinilmiş bir bağışıklık kökenli yangısal bozukluğu).
- Bell Paralizi (Yüz siniri felci).
- Demiyelinizasyon (Sinir liflerinin etrafını saran özel tabakanın kaybı).
- Okulorespiratuvar Sendromu (Solunum yetmezliği).
Sağlık ocaklarına gönderilen, “Pandemik A (H1N1) 2009 grip aşısı için aşı sonrası istenmeyen etki izleme sistemi konusunda bilgi notu” isimli belgede, aşının ateş, mide bulantısı, baş ağrısı gibi geçici yan etkilerinin yanı sıra çok nadir de olsa ortaya çıkabilecek ciddi alerjik reaksiyonlar, yüz felci, beyin sinir hücrelerinin iltihabı gibi pek çok yan etkiye de dikkat çekildi. Bilgi notunda “Pandemik aşı uygulaması sonrasında sıklıkla hafif, oldukça nadir olarak da ciddi istenmeyen etkiler gözlenebilir” denildi.
Dead.night’ın yorumu : Bunlar size ürkütücü gelebilir herkes sizi ürkütücü şeyler söyleye biilir ama her aşının ve ilacın yan etkileri vardır. Kiminin az kiminin fazla ama her zaman vardır..Sen aşı oldun diye soracaksanız daha olmadım .Babam oldu baş dönmesi vs gibi şeyleri geççirdi şu anda turp gibi..
Doktorların çoğu aşıya karşı çıktı!
25.Kas.2009
Gerekli şartlar oluştuğunda kimse aşı olmuyorum diyemez, toplum sağlığı için herkes zorla da olsa aşılanabilir” diyor İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan. Aktan’ın sözünü ettiği yasa, 1930 tarihli Umumi Hıfzısıhha Kanunu. Ölümcül bir salgın tehdidine karşılık toplumu korumak amacıyla alınacak önlemleri düzenleyen kanunda, “hastalara ve hastalığa maruz kalanlara aşı ve serum yapılacağı” açık bir dille ifade ediliyor. Üstelik, tüm devlet kuvvetlerinin de tabiplere yardım etmesi gerektiği vurgulanıyor. Yine yasada tarif edilen Umumi Hıfzısıhha Kurulu uygun görürse önce salgın halinin ilanı gerekiyor. Bu bir nevi sıkıyönetim ilanı. Prof. Dr. Aktan ekliyor: “Tabii şimdilik veba, kolera gibi çok ölümcül bir tehdit söz konusu değil. Dolayısıyla henüz bu kurul bile toplanmadı. Ancak bugünden doğru tedbirler alınmazsa, gelecekte böyle hayati bir tehdide karşılaşma riski artabilir.”
Elbette toplumda hiçbir birey ne zorla aşılanmak ister ne de yakaladığını öldüren bir virüsle karşılaşmak. İşte bu tehdidi bertaraf etmek için İTO ve Türk Tabipler Birliği (TTB) domuz gribi salgını ve aşısıyla ilgili toplumu ama öncelikle hekimleri bilgilendirmeyi amaçlayan, tüm yurt çapındaki doktorlara ulaştırılacak bir bildiri hazırlıyor. ‘Araştırmalar gösteriyor ki maalesef hekimler bile konuyla ilgili yeterince bilgi sahibi değil” diyor Aktan. Tabip örgütlerinin böyle bir karar almasındaki en önemli etken Aktan’ın biraz da sıkılarak bahsettiği domuz gribi aşısıyla ilgili geniş bir anket. İTO’nun internet sitesinde açılan ve 6 bin hekimin katıldığı anket, aslında şu günlerde ülkede yaşanan aşı tartışmalarındaki duruma dair net bir fotoğrafı ortaya çıkarıyor. “Kendinize aşı yaptıracak mısınız, çocuklarınıza aşı yaptıracak mısınız ve hastalarınıza aşıyı önerecek misiniz” sorularının yer aldığı ankete katılan doktorların yaklaşık üçte ikisinin cevabı “hayır.” Sağlık personeli arasındaki aşılama oranları da anket sonuçlarını doğrular nitelikte. Öncelikli grup olarak sağlık personeli Kasım’ın ilk haftasında aşılanmaya başlamıştı. Bugün İTO’nun verilerine göre Marmara Tıp Fakültesi Hastanesindeki yüzde 70′lik aşılama oranı genel tablonun hayli üzerinde. Zira bu oran İstanbul Üniversitesi ve Cerrahpaşa tıp fakültelerinde yüzde 50 civarındayken, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yüzde 10′larda kalıyor.
Hekimler domuz gribi aşısına bu kadar şüpheyle yaklaşınca, toplum genelindeki düşük aşılama oranlarına da şaşırmamak gerek. Öğrencilere yapılacak aşılamayla ilgili geçen hafta itibariyle velilere gönderilmeye başlayan aşı izin belgelerini çocuğunun aşılanması için imzalayan velilerin sayısı neredeyse her okulda bir elin parmaklarını geçmiyor. Aktan’ın verdiği örneğe göre 198 öğrenci arasında sadece 2 kişinin ailesi aşı için izin vermiş. Oğlu Ataköy’de yaklaşık bin öğrencinin eğitim gördüğü bir okulda okuyan Berrin Tokat, değil sınıfta, tüm okulda çocuğunun aşılanmasına izin veren veli sayısının 8-9 kişiyle sınırlı olduğunu belirtiyor. Tokat’ın açıklaması durumun vahametini anlamak açısından önemli: “Onlar da konuyu iyice araştırıp bilgi sahibi olan veliler. Diğerleri kulaktan dolma bilgilerle, internetteki korkutucu aşı sonrası hikâyeleri nedeniyle aşı yaptırmayı reddediyor.” Tokat, oğlu şu günlerde ağır bir hastalık geçirdiği için doktorunun şimdilik domuz gribi aşısını uygun görmediğini belirtiyor: “Hem önümüzdeki günlerde katkı maddesiz aşılar gelecekmiş, doktorumuz belki o aşılardan yaptırabileceğimizi söyledi.”
Doktorların aşı konusundaki tutumuna ilişkin araştırmam derinleştikçe gördüm ki kimi Tokat’ın doktoru gibi zararlı katkı maddeleri nedeniyle aşıların tehlikeli olduğunu iddia ediyor, kimiyse “yeterince test edilmedi” savıyla aşılara şüpheyle yaklaşıyor. Neticede büyük çoğunluk ne kendine aşı yaptırıyor ne de hastalarına öneriyor.
‘Aşılar yeterince test edilmeden uygulanmaya başladı” iddialarına yanıt ise Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş’dan geliyor: ‘Aşının normal grip aşılarına göre daha hızlı hazırlandığı doğru. Çünkü, dünya salgın gibi bir tehditle karşı karşıyaydı. Ama bu, belli aşamaların atlandığı anlamına gelmiyor. DSÖ, ürünün aşı haline gelmesi gereken bütün süreçlerden geçtiğini belirtiyor. Ayrıca denenmemiş değil. Milyonlarca doz kullanıldı şimdiye kadar. Bizden daha önce ABD, Meksika gibi ülkelerde, daha sonra bizle beraber Avrupa ülkelerinde kullanıldı, denendi.” (Newsweek)
24 yaş altına da aşı yapılacak
25.Kas.2009
Sağlık Bakanlığının internet sitesinde yayınlanan açıklamada, pandemik gribe yönelik olarak 16 Kasımdan itibaren 6 ay-5 yaş arası grup ile her yaştaki kronik hastalığı olanlara pandemik grip aşısı uygulaması başlatıldığı hatırlatılarak şöyle denildi:
“Pandemi Yürütme Kurulu’nun almış olduğu tavsiye kararı doğrultusunda 24 Kasım 2009 tarihinden itibaren 24 yaş ve altındaki bütün vatandaşlarımıza talep ettikleri takdirde aşı uygulamasına başlanılmıştır.
Daha önce aşılanmaya başlanmış olan gruplar arasında olup da henüz aşılanmamış olan kişilerin de talep ettikleri takdirde aşılanmalarına devam edilecektir.”
Açıklamada, aşı uygulamasının, sağlık ocakları, aile sağlığı merkezleri ve hastanelerde ücretsiz olarak yapıldığı da yinelendi.
Türkiye, ölümlerde Avrupa üçüncüsü
25.Kas.2009
Domuz gribi soğukla birlikte yayılma hızını artırdı
Avrupa’da gripten ölenlerin sayısı 670’e çıktı. Yalnızca geçen hafta 169 kişi hayatını kaybetti. Dünyada ise 1368 ölümle Brezilya ilk sırada, ABD ikinci. Avrupa’da ise İngiltere birinci
HAVALARIN soğumasıyla birlikte domuz gribi salgını da tüm dünyada hızını artırıyor. İsveç merkezli Avrupa Salgınları Önleme ve Kontrol Merkezi tarafından açıklanan rapora göre, domuz gribinden kaynaklanan ölümler ekim ortasından beri iki haftada bir ikiye katlandı.
Sadece Avrupa’da geçen hafta 169 kişi hayatını kaybetti. Bu ölümlerle Avrupa kıtasında domuz gribinden ölenlerin sayısı 670’e yükseldi. Rapora göre, Avrupa’da 4 bin 400 kişi domuz gribi şüphesiyle hastaneye yattı. Test yapılan grip vakalarının yüzde 99’u ise domuz gribi çıktı. Avrupa’da 9-15 Kasım haftasında yapılan testlerde 19 binden fazla domuz gribi vakası tespit edildi.
Pozitif numune rekoru
Avrupa çapındaki test sonuçlarını inceleyen Hollanda Sağlık Araştırmaları Enstitüsü uzmanı John Paget, “Normalde grip sezonunda en fazla 3 bin vakayı incelerdik. Kayıtları tutmaya başladığımız 1996 yılından beri bu kadar pozitif numune almamıştık” dedi. Yazının devamını oku. »
Domuz gribi ile soğuk algınlığı arasındaki farklar
24.Kas.2009
Domuz gribi ile diğer soğuk algınlığı belirtileri arsınmdaki farklar
Grip ve soğuk algınlığı virüsleri vücuda burun, göz ve ağız aracılığıyla girer. El yıkamanın ve temizliğin önemli olduğunun altını çizen uzmanlar soğuk algınlığı ile domuz gribinin birbirine çok benzediğini fakat belirtilerin farklılıklar gösterdiğini açıkladılar. Özeelikle grip vakalarının zatürreye çevrilmemesi için kontrollerin yapılması gerektiğini belirten doktorlar soğuk algınlığı ile grip arasındaki farkları şöyle sıraladılar:
SOĞUK ALGINLIĞI BELİRTİLERİ:
Boğaz ağrısıyla ilk belirtisini vücutta gösteren soğuk algınlığı burun tıkanıklığının ardından burun akıntısı ve öksürük baş gösterir. Ateş yetişkinlerde görülmezken çocuklarda orta derecede ateş görülebilir. Belirtileri yaklaşık bir hafta süren soğuk algınlığı 7 günden fazla belirtilerini gösteriyorsa o zaman hasta, bakteriyel enfeksiyona yakalanmış demektir.
GRİP BELİRTİLERİ:
Grip genellikle soğuk algınlığı gibi boğaz ağrısı ve burun tıkanıklığı ile kendisini gösterir. Hapşırma ve burun akıntısı sonraki günlerde öne çıkar. İştah kaybolur ve vücut direncini kaybeder. Yataktan çıkamayacak duruma getirir fiziksel olarak. Normal gripte okula, işe gidebilirken domuz gribinde bu durum konu dışındadır. Normal gripte kulaklarınız basınçlı ve burnunuz tıkalı olabilir. Ses kısıklığı normal gripte görülür. Göğüsünüze inmişse eğer hastalık ıslak öksürebilirsiniz. Baş ağrısı, kas hareketlerinde yetersizlik, boğaz ağrısı gibi semptomlar her gripte görülürken domuz gribinde bunlara ek olarak kusma ve ishal vardır. Yazının devamını oku. »
Domuz gribinde ölen sayısı 112′ye çıktı!
24.Kas.2009
Sağlık Bakanlığı domuz gribinden son ölümleri “Pandemik gripten kaybedilen vatandaşlarımızın sayısı maalesef 112 olmuştur” diye duyurdu. Bakanlık’tan yapılan açıklamada “Pandemik grip sebebiyle hastanelerde yatan hasta sayısı 301’dir. Bunların 59’unun takip ve tedavisi yoğun bakımlarda sürdürülmektedir. 31 hasta solunum destek cihazına bağlı olarak takip edilmektedir” denildi. Bakanlık ölümlerin içinde kronik hasatlıkları olanların dikkat çektiğini açıkladı. Buna göre hayatını kaybedenlerden 63 kişide pandemik grip açısından risk taşıyan altta yatan kronik hastalık, 2 kişide gebelik olduğu tespit edildi.
Domuz gribi korkusu obez yapabilir!
23.Kas.2009
Domuz gribiyle mücadele edeyim derken dengesiz beslenmek fazla kiloya hatta obeziteye yol açabilir
Havaların soğumasıyla birlikte domuz gribinin hızla yayılması, kişisel temizlik ürünleri, bitki çayları, bağışıklık sistemini güçlü tutmak için kuruyemiş ve özellikle karbonhidratlı yiyeceklere olan talebi giderek artırıyor. Yaşanan panikle yapılan aşırı gıda tüketiminin fazla kilo ve obezite gibi başka sağlık sorunlarına yol açabileceği belirtiliyor.
Acıbadem Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülay Hamzaoğlu Öztürk, son dönemlerde hızla yayılan H1N1 virüsünün, bağışıklık sistemini ön plana çıkardığını söyledi. Domuz gribi dahil bir çok enfeksiyon türü hastalıklardan korunmada ve hatta tedavisinde bağışıklığın desteklenmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Öztürk, şöyle konuştu:
EN KARMAŞIK SİSTEM
“Çünkü temel vücut sistemlerimizden biri olan bağışıklık sistemi, insan vücudunun en karmaşık ve büyüleyici sistemlerinden biridir. Bağışıklık sisteminin ana işlevi vücudu enfeksiyonlara karşı korumaktır. Tekrarlayan ya da kronik enfeksiyonlar, hatta hafif soğuk algınlıkları bile, bağışıklık sisteminin zayıflığını gösterir. Bağışıklık sistemi tamamen bütünseldir. Psikolojik, nörolojik, besinsel, çevresel ve endokrinolojik unsurların bağışıklık işleviyle yakından bağlantılı olması da bu bütünselliğin kanıtıdır. Hiç kuşkusuz düşük bağışıklık işlevinin en yaygın nedeni ise besin yetersizliğidir.”
GÜÇLENDİREYİM DERKEN ZAYIF KALMAYIN
Öztürk, glikoz, fruktoz, sükroz ve aşırı yağlı yiyecekler tüketmenin vücudun sistemini bozabileceğini belirterek, şöyle devam etti:
“Fazla karbonhidrat tüketmek, akyuvarların yabancı maddeleri ve mikroorganizmaları yok etme yeteneğini önemli ölçüde azaltabilir. Akyuvar hücre işlevi enfeksiyonlara karşı kullanılan savunma mekanizmasının önemli bir bölümünü oluşturduğundan, aktivitelerinin bozulması doğal olarak bağışıklık sistemi işlevini de tehlikeye atar. Yani beslenme rejiminde çok fazla şekere ver verilmesi, akyuvar hücrelerinin (bağışıklıkta önemli olan hücreler) aktivitesinin azalmasına yol açar. Fazla kalori sonucunda karşılaştığımız obezite de düşük bağışıklık işlevi ile bağlantılıdır. Başka bir deyişle ne kadar çok şeker ve yağ tüketirseniz bağışıklık sistemi de bundan o denli olumsuz etkilenir. Boş kalori alımı, kilo alımına sebep olabilir. Bağışıklığımızı desteklemek isterken tersi bir durumla karşılaşılabilir.”
Bağışıklık sisteminin desteklenmesinde, karoten, A, C, E ve B vitamini ile demir, çinko ve selenyumun büyük önem taşıdığını kaydeden Öztürk, “Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için aşırı gıda tüketmek faydalı olmayacaktır. Bir günde besin çeşitliliği yaparak ihtiyaç duyulan vitamin ve minerallerin alınması yeterli gelecektir. Bu noktada, domuz gribiyle mücadelede yaşam tarzının değiştirilmesi gerekiyor” dedi.
Öztürk, badem, fındık, ceviz gibi sert kabuklu yemişlerin tüketimine dikkat edilmesini tavsiye ederek, bunların kalori kaynağı olduğunun unutulmaması gerektiğini sözlerine ekledi.
Son Yorumlar